Yayınevleri Dosyanızı Neden Reddediyor? Bir Editörün Gözünden Yayıncılık Süreci

Kitabınızı tamamladınız.
Belki aylarca, belki yıllarca üzerinde çalıştınız. Yazdınız, sildiniz, yeniden yazdınız. Sonunda dosyanızın hazır olduğuna karar verdiniz ve sıra yayınevine geldi.
Dosyanızı gönderdiniz.
Sonra beklemeye başladınız.
Bir hafta…
İki hafta…
Bir ay…
Belki hiçbir yanıt gelmedi. Belki de gelen yanıt yalnızca birkaç kelimeden oluşan bir ret mesajıydı.
Ve çoğu yazarın bu noktada kendisine sorduğu soru aynı:
"Acaba kitabım yeterince iyi değil mi?"
Bir editör ve yayınevi danışmanı olarak yıllardır farklı türlerde dosyalarla çalışıyorum. Bu süreçte tekrar tekrar karşılaştığım bir gerçeği paylaşabilirim:
Bir yayınevinin dosyanızı reddetmesi, kitabınızın kötü olduğu anlamına gelmez.
Hatta bazen dosyanızın içeriğiyle ret kararının doğrudan hiçbir ilgisi olmayabilir.
Bir yayınevi dosyanıza yalnızca "iyi mi, kötü mü?" diye bakmaz
Yazarların en sık yaptığı varsayımlardan biri şu:
"Kitabım iyiyse bir yayınevi mutlaka kabul eder."
Keşke süreç bu kadar basit olsaydı.
Bir yayınevi dosyayı değerlendirirken metnin niteliğinin yanında başka soruların da cevaplarını arar:
Bu kitap bizim yayın çizgimize uygun mu?
Bu kitabın hedef kitlesi kim?
Benzer kitaplardan nasıl ayrışıyor?
Dosya editoryal açıdan hazır mı?
Bu kitap bizim mevcut yayın planımızın içinde nerede duruyor?
Dolayısıyla iyi yazılmış bir kitap bile doğru yayınevine ulaşmadığında reddedilebilir.
Bu ayrımı özellikle yeni yazarlara anlatmanın önemli olduğunu düşünüyorum.
Çünkü tek bir ret cevabını kendi yazarlık yeterliliklerinin kanıtı olarak görmek, yazarın kendisine yapabileceği en büyük haksızlıklardan biri.
"Dosyamı ne kadar çok yayınevine gönderirsem şansım o kadar artar."
Bu da sık karşılaştığım bir başka düşünce.
Yazar dosyasını hazırlıyor ve mümkün olduğunca çok yayınevinin e-posta adresini buluyor.
Ardından aynı dosyayı gönderiyor.
Sonra bekliyor.
Oysa burada önemli olan kaç yayınevine başvurduğunuz değil, hangi yayınevlerine ve nasıl başvurduğunuz.
Yayınevlerinin dosya kabul süreçleri birbirinden farklı olabilir.
Bazıları belirli dönemlerde dosya kabul eder.
Bazıları yalnızca kendi başvuru sistemlerini kullanır.
Bazıları talep edilmemiş dosyaları değerlendirmeyebilir.
Bu nedenle gönderdiğiniz dosya hiç okunmadığında bile bunu doğrudan kitabınızın başarısızlığı olarak yorumlamak doğru değildir.
Bazen dosyanız yanlış kapıya gitmiştir.
Peki doğru yayınevi nasıl bulunur?
Bence asıl soru burada başlıyor.
Bir yazarın yalnızca "hangi yayınevi kitap basıyor?" diye bakması yeterli değil.
Şunları da araştırması gerekir:
Yayınevi hangi türlerde kitap yayımlıyor?
Yayın çizgisi sizin kitabınızla örtüşüyor mu?
Benzer kitapları yayımlamış mı?
Dosya kabul ediyor mu?
Başvuru koşulları neler?
Kitapları hangi kanallarda dağıtılıyor?
Yazarları için nasıl bir yayın ve tanıtım modeli sunuyor?
Çünkü doğru yayınevi, herkes için aynı yayınevi değildir.
Bir yazar için çok güçlü olan bir yayınevi, başka bir kitabın hedefleri açısından doğru seçenek olmayabilir.
Bir başka önemli konu: Kitap basmak başka, kitap yayımlamak başka
Bugün kitabınızı bastırabileceğiniz çok sayıda seçenek var.
Ücret karşılığında baskı hizmeti sunan kuruluşlar da bulunuyor.
Burada herhangi bir modeli peşinen doğru veya yanlış olarak değerlendirmiyorum.
Önemli olan, hangi hizmeti satın aldığınızı ve karşılığında ne beklediğinizi bilmeniz.
Çünkü kitabınızın basılması ile kitabınızın okura ulaşması aynı şey değil.
Kendinize şu soruyu sorun:
"Ben yalnızca kitabımın basılmasını mı istiyorum, yoksa bir yazar olarak kitabımın doğru okura ulaşmasını mı hedefliyorum?"
Bu sorunun cevabı yayın modelinizi belirlemede önemli bir başlangıç noktasıdır.
Dosyanızı göndermeden önce kendinize şu 6 soruyu sorun
Dosyanızı henüz yayınevlerine göndermediyseniz, önce şu soruların cevaplarını netleştirin:
1. Dosyam gerçekten tamamlandı mı?
"Ben artık değiştirmek istemiyorum." demek, dosyanın editoryal olarak tamamlandığı anlamına gelmez.
2. Kitabımın hedef okuyucusu kim?
"Herkes okuyabilir." çoğu zaman hedef kitle tanımı değildir.
3. Kitabım neden yayımlanmalı?
Kitabınızı diğer benzer kitaplardan ayıran temel özellik ne?
4. Hangi yayınevleri benim kitabıma uygun?
Yayınevi listesini yalnızca bilinirliğine göre oluşturmayın.
5. Başvuru koşullarını doğru inceledim mi?
Dosyanız doğru yere, doğru formatta ve doğru zamanda ulaşmalı.
6. Ret alırsam neyi değiştireceğimi biliyor muyum?
Bence en önemli soru bu.
Çünkü ret cevabı aldığınızda yalnızca yeni bir yayınevine dosya göndermek yerine, önce neden sonuç alamadığınızı anlamaya çalışmanız gerekir.
Bir editör dosyaya baktığında ne görür?
Yıllar içinde çalıştığım dosyaların her biri birbirinden farklıydı.
Bazıları güçlü bir fikirle geliyordu ama yapılandırılmaya ihtiyaç duyuyordu.
Bazılarında iyi bir anlatı vardı fakat hedef kitle ve kitap fikri yeterince net değildi.
Bazıları ise yayınevine gönderilmeye çok yakındı ve yalnızca son dokunuşlara ihtiyaç duyuyordu.
Bu nedenle editörlüğü yalnızca yazım ve dil bilgisi düzeltmek olarak görmüyorum.
Editörün görevi, metnin ne olmak istediğini anlamak ve onun daha güçlü bir hâle gelmesine yardımcı olmaktır.
Bazen bunun için bir paragrafı değiştirmek gerekir.
Bazen bir bölümü yeniden yapılandırmak.
Bazen de yazara şu soruyu sormak:
"Bu kitabı neden yazıyorsunuz?"
Çünkü bazen metindeki asıl problemi çözmenin yolu metnin içine daha fazla şey eklemek değil, neyin eksik olduğunu doğru tespit etmektir.
Peki ret aldıysanız ne yapmalısınız?
Öncelikle yeni bir yayınevine hemen dosya göndermek yerine durun.
Dosyanıza yeniden bakın.
Şunları değerlendirin:
Dosya gerçekten hazır mı?
Doğru yayınevlerine mi başvurdum?
Başvuru koşullarını doğru mu takip ettim?
Kitabımın hedef kitlesi net mi?
Dosyamı profesyonel bir göz değerlendirdi mi?
Ve belki de en önemlisi:
Ben bu kitabın yayımlanmasından ne bekliyorum?
Bu soruların cevapları netleşmeden yapılacak yeni başvurular, yalnızca aynı sürecin tekrarına dönüşebilir.
Bazen kitabınız değil, yol haritanız değişmelidir
Yazarlık yolculuğunda ret almak kaçınılmaz olarak görülebilir.
Ama her ret aynı şeyi söylemez.
Bazen "hayır" gerçekten "hayır"dır.
Bazen "henüz değil"dir.
Bazen de aslında cevap, kitabınızdan çok başvuru biçiminizle ilgilidir.
Bu nedenle bir ret cevabını kişisel bir başarısızlık olarak görmek yerine, ondan bilgi çıkarmaya çalışmak çok daha değerlidir.
Çünkü iyi bir dosyanın doğru okura ulaşması yalnızca iyi yazılmış olmasına bağlı değildir.
Doğru editoryal hazırlık, doğru yayınevi ve doğru yayın stratejisi de bu yolculuğun parçasıdır.
Dosyanızın Nerede Olduğunu Birlikte Değerlendirelim
Eğer kitabınızı tamamladınız ancak bundan sonraki adım konusunda kararsızsanız, bunun için mutlaka aylarca yeni yayınevlerine dosya göndermeniz gerekmiyor.
60 dakikalık birebir danışmanlık görüşmesinde dosyanızın mevcut durumunu ve hedeflerinizi birlikte değerlendirebiliriz.
Görüşmede;
dosyanızın editoryal açıdan mevcut durumunu,
geliştirilmesi gereken noktaları,
kitabınıza uygun yayın seçeneklerini,
yayınevi başvurusu için izlemeniz gereken yolu,
kitabınızın hedef kitlesini ve konumlandırmasını
birlikte ele alabiliriz.
Benim için danışmanlığın amacı size "şu yayınevine gönderin" demekten ibaret değil.
Önce kitabınızın nerede olduğunu, sizin nereye gitmek istediğinizi ve bu ikisi arasındaki mesafeyi görmek.
Çünkü her kitabın yolu aynı değil.
Ve bazen doğru yayınevini bulmadan önce, kitabınızın ve yazar olarak sizin nereye gitmek istediğinizi netleştirmek gerekiyor.
60 dakikalık birebir danışmanlık için:
Ceylan Hazinedar
Geliştirici Editör | Yazar Koçu | Yayınevi Danışmanı
Sosyal Medya Bağlantıları:




Yorumlar